Şu anda web sitemizin eski sürümünü kullanıyorsunuz.

Yeni sürüme geçmek için tıklayınız.

AnaSayfa > Kültür - Sanat > 'Nikah olduğunda kütüphaneye almazlardı'

'Nikah olduğunda kütüphaneye almazlardı'

Zonguldaklı yazar Metin Köse, “okumak” kelimesinin bizde dar olarak düşünüldüğünü belirterek, “O okudu. Ne yaptı? Ziraat fakültesini bitirdi. ‘Okudu’ bitti, o kadar. Öylede bir şey var. Sizler bunu geliştirin” dedi.

24.Mart.2016 Perşembe 16:37
A A A

Ereğli Haber- Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Ereğli Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Mehmet Baştürk öncülüğünde yürütülen ‘Genç Kalemler Edebiyat Kulübü’ aracılığıyla düzenlenen söyleşide yazar Metin Köse, öğrencilere edebiyatın ve okumanın önemini anlattı. Kendisinin matematikçi olmasına rağmen 40 yaşından sonra yazmaya başladığını belirten Köse, öğrencilere dünya klasiklerini okumalarını tavsiye etti. Son olarak Safranbolu’da 1924 yılında yaşanan mübadeleyi anlatan bir kitap yazdığını ve bu kitabının yıl sonunda yayınlanacağını belirten Köse, kitapları okurken yazarın hangi görüşten olduğuna bakmadığını ifade etti. Köse, “Bu bir dar bakış açısı oluyor. Daha en baştan elmanın yarısını çöpe atmak gibi bir şey oluyor. Ben elmanın tamamına talip olmak istiyorum” dedi.
Kendi çocukluğunda yaşadığı zorluklardan bahseden yazar Metin Köse, Kozlu’da o dönem kütüphanenin aynı zamanda nikah salonu olarak kullanıldığını, ders çalışmak için gittiğinde o gün nikah töreni bulunması durumunda kendilerinin içeri alınmadığını, şimdiki dönemde ise gençlerin daha şanslı olduğunu vurguladı. Okumak kelimesinin bizde dar olarak düşünüldüğünü belirten Köse, “O okudu. Ne yaptı? Ziraat fakültesini bitirdi. ‘Okudu’ bitti, o kadar. Öylede bir şey var. Sizler bunu geliştirin” diye konuştu.

“EDEBİYAT BÖLÜMÜNE GİDENLERE ‘KAFASI ÇALIŞMIYOR’ GÖZÜ İLE BAKILIRDI”
Türkiye’de geçmiş dönemlerde kültürel eserlerin önem verilmemesinden dolayı Avrupa’ya ya da başka ülkelere götürüldüğünü dile getiren Köse, sözlerini şöyle sürdürdü: “O eserler bizi ilgilendirmemiş. Bizde daha çok o eserler bırakılırken ‘altında tarihi eser, define bırakmışlar mı?’ o işlerle uğraştık. Ama şunu söyleyebilirim, 40 yaşına gelince insan bazı şeylerin boşa gittiğini anlıyor. Yani ‘Ben edebiyata daha önce başlamalıydım, daha önce yazmalıydım’ demeye başladım. Yine çok şükür bunu 40 yaşımda fark ettim, 60’ta da fark edebilirdim. Sizler çok şanlısınız, çok güzel bir bölümdesiniz. Ben matematikçiydim. Nasıl oldu diyeceksiniz. O zamanlar babalarımız hep madende çalışan insanlar, emir altında çalışıyorlar. Adamların bir numaralı hedefi ‘Çocuğum mühendis olsun.’ O zaman böyle bakıyorlar, bu da normal. Dolayısıyla o zamanlar fen ve edebiyat kolu vardı. Bize büyükler sorarlardı ‘Sen kaça gidiyorsun?’ İşte ‘Lise bire gidiyorum.’ ‘Fen mi, edebiyat mı?’ ‘Edebiyat.’ ‘Bunun kafası çalışmıyor’ böyle derlerdi. Bizde sırf bundan kurtulabilme uğruna fene, matematiğe gittik. Benim böyle bir şanssızlığım oldu. Bizde büyüklerimize ‘Ben şu bölüme gideceğim’ diyemezdik. Saygısızlık olarak algılanırdı. Şimdi artık öyle değil.”
6 roman ve bir deneme kitabı bulunan Metin Köse, söyleşiye katılan öğrencilere çok kitap okumalarını tavsiye etti. Söyleşi öğrencilerin yazara yönelttikleri soruların yanıtlanması ile sona erdi.

Bu haber 1441 kez okunmuştur
Yorumlar
YORUM EKLE
Henüz yorum yapılmamış.

Bu kategorideki diğer haberler